Deprem’in İnsan Olmaya Çağıran Yüzü

Van’da yaşanan deprem şoku herkesi derinden sarstı. Gündem, basın, medya deprem bölgesine odaklandılar doğal olarak. Bölgede yaşanan büyük yıkımı bir tarafa bırakıp duyarsız yaklaşımlar sergileniyor.

Faşist zihniyetlerin şiddet içeren söylemlerini elbette dikkate değer bulmuyoruz. Ancak onlara da birilerinin hatırlatması gereken bir durum var. Ya da bilgilendirilmeleri gereken… O da şudur; Her yerde her bölgede olduğu gibi Van’da da, Türk’ü, Kürt’ü, Ermeni’si, Arap’ı var…

Özellikle Erciş’te muhafazakar, cemaatçi gruplar hatırı sayılır bir oranda …

Yani bu ülkenin temel gerçeğini görmezden gelmeye çok meraklı bir kesim var. Şaşırmamak elde değil.

Bakınız; bazı gerçekler inkar edilemez. Çok önemli bir gerçek de aslında bu söz edilen ırkların, etnik grupların aslında olmadığıdır. Temelde sadece insanlık denen bir gerçeğin olduğudur. Bunu fark etmenizi ya da görmenizi engelleyen nedir? Kafalarınıza bir “balyoz” un inmesi mi gerek?

Deprem’in insan olmaya çağıran yüzüdür bu. Doğa hatırlatıyor her an… Doğa koşulsuzca olması gerekeni yaşatıyor yaşarken. Doğada “ayrım” yoktur. Doğaya, sevgiye teslimiyetin vakti gelmedi mi?

Evet, Van’da deprem. Yürekler darma duman… Acıyor içimiz. Sabrediyoruz hep birlikte. Ancak ateş en çok düştüğü yeri yakıyor…

Odaklar bölgedeyken gene iç çatışma, yağma ve kargaşa devam edebiliyor. Hala bir kan akıtma sevdasıdır gidiyor. Meclis harıl harıl çalışıyor bir taraftan ; zamlar, memur atamaları, atanamayan öğretmenler derken öğreniyoruz ki Van’da bir grup öğretmen de enkazın altında kalmış…

Kendi içimizden insanların yaşamlarının gerçekleri bunlar! Çekişmelere, kıyımlara devam etmenin anlam ve önemini çözelim hadi bakalım!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*